.: Hallo :.

Wednesday, den 19.11.2008 - 23:42



.: online :.

»Editorial
»Online NEWS
»Ergänzungen zu Artikeln


.: zeitung :.

.: index :.
» alle Druckausgaben
» Materialien: Ergänzungen zu Artikeln
» Autor/innen-Index
» Foto-Index
» Editorial-Index
» SoOderSo-Webwatcher
» ...

.: service :.

» Impressum
» Vertrieb
» An die Redaktion
» Artikel schreiben
» Infodienst abonnieren
» SUCHEN

 
Zeitung für internationale Solidarität für die Freiheit der politischen Gefangenen!
So oder So - Die Libertad!-Zeitung - Nr. 8- Frühjahr 2001 - Seite 1
Editorial, türkisch
[ Inhalt Nr. 8.]

"So oder So" -Gastkommentar in der linken türkischen Wochenzeitschrift “Yasadığımız VATAN" (Nr. 90 / 18.5.01)

 

Başkalarının ölüm-kalım mücadelesi kendisinin mücadelesi olarak hissedilmezse,

İşte Bu An Ahlaki Çöküş Yaşandığının Göstergesidir

Aşağıdaki yazı, Almanya’da yayınlanan solcu-ilerici yayın organı So oder So gazetesinin 11 Mayıs 2001 tarihinde nüshasından çevrilmiştir.

Bu yazı, Avrupa’da da ilerici çevrelerin birşeylerin yanlış gittiğini görmeleri yönünden bir adımdır. Ama sorgulanması gereken daha derin şeyler vardır gerçekte. Kendilerine solcu, devrimci diyenler nasıl bu hale gelmişlerdir? Vurdumduymazlığın nedeni nedir? Her şey nasıl böylesine erozyona uğramıştır? Yazıda belirtildiği gibi, ”sosyal demokratlar”, dünyanın her yerinde kendi misyonlarını oynuyorlar. Solcu, devrimci sıfatını taşıyanları kendi misyonlarını oynamaktan alıkoyan şey nedir? Onlar neden susuyor?

Herkes kendini sorgulayacak! Bütün dünya! Kimse sessiz kalamayacak! Sorgulatan direnişçilerdir. Bu sorgulama derinleşerek sürecektir.

+++

İnsanlık suçları ve vahşi katliamlar, batılı demokratlarda sadece görünüşte bir tepkiye yol açtı. Bu olgu, ”hukuk devletinin” özünün gerçek bir sergilenişidir.

15 yıl önce Peru’nun başkenti Lima’da Sosyalist Enternasyonal’in kongresi yapıldı. Kongrenin kapanışından bir gün önce, 19 Haziran 1986’da eski Başbakan Garcia – kendisi aynı zamanda bir sosyal demokrattır – askerlere Peru’nun 3 yüksek güvenlikli hapishanesinde katliam operasyonu düzenlenmesi emrini verdi.

Tutsakların isyanı ne pahasına olursa olsun bastırılmalıydı! Ve kanlı kıyımda 300 tutsak öldürüldü. Dönemin Sosyalist Enternasyonal lideri ve Almanya’nın eski Başbakanı Willy Brandt, kongrenin kapanış konuşmasında yaptığı açıklamada, yaşanan vahşi katliamdan dolayı üzüntü duyduğuna dair tek bir imada bulunmak bir yana; ”güvenlik ve düzenin hapishanelerde de sağlanmasının sosyal barışın bir ilkesi” olduğuna dair nutuk çekiyordu. Bu ”ilkeye” aykırı düşenler siyasi tutsaklardı. Onlar örgütlenme olanaklarının hücre hapishanelerdeki izolasyonla gasp edilmek istenmesini kabullenmediler.

”Çok kararlıyız, F tiplerine girmeyeceğiz” yazıyordu Nilüfer Alcan, geçtiğimiz yılın Eylül ayında Bayrampaşa Hapishanesi’nden gazetemize gönderdiği bir mektupta. Daha önce kendisinden bize Türkiye’deki tutsakların hapishanelerdeki örgütlülüğü, günlük yaşamları ve uğraşları üzerine yazmasını rica etmiştik. Nilüfer yazdığı uzun mektubunu şu cümlelerle sona erdiriyordu: ”Bugün eyleme geçmenin zamanı, ve bu, uzun, zorlu bir mücadele olacak”. Çok geçmeden 20 Ekim 2000’de Türkiye’de siyasi tutsakların bugün hala devam eden açlık grevleri başladı. Nilüfer Alcan F tiplerine konulmadı. 19 Aralık sabahı katliamcı askerler bombalar ve alev makinalarıyla açlık grevi yapan tutsakların koğuşlarına saldırdı. Ve Nilüfer Alcan koğuşunda diri diri yakıldı. Hapishanelere yönelik ülke çapındaki bu askeri operasyonda 28 tutsak katledildi.

Türkiye Başbakanı Ecevit – o da bir sosyal demokrat! – katliam sonrası yaptığı açıklamada katillere özgü bir şekilde soğukkanlılıkla; ”Teröristlerin karargahını ortadan kaldırdık” diyordu. Peru’da yaşanan katliam sonrasında olduğu gibi bu kez de Alman sosyal demokratlarından katliama bir tepki gelmedi.

Alman medyası da Ecevit ve diğer Türk yetkililerin katliamlarını meşrulaştırmak için kullanacakları malzemenin bolca yeraldığı, Türkiye’nin resmi görüşüne paralel bazı haberlerin dışında, bu konuya özel bir ilgi göstermedi.

Tüm bunlar şaşırtmıyor; siyasi tutsaklara karşı dizginsiz bir kin sözkonusu. Almanya’da radikal sol bunu kendi deneyimlerinden çok iyi biliyor. Onyıllarca süren tutsaklık ve hala 6 RAF tutsağının kendi ülkelerinde hapiste bulunması bunun somut bir kanıtıdır.

En önemli ve vahim olanı ise; Alman solunun da vurdumduymaz bir tavır içinde olmasıdır. Türkiyeliler, çok az istisna dışında Avrupa’da açlık grevleriyle dayanışma amacıyla yaptıkları eylemlerde yalnız bırakılmışlardı. Alman solundan sadece birkaç grup Türkiye’de F tiplerindeki izolasyona karşı düzenlenen protesto eylemlerine katıldılar ya da kendileri dayanışma eylemi yaptı. Bu yaşananlar gösterdi ki; Türkiye’deki tutsakların ölüm kalım mücadelesi ülkemiz solunun çok az bir kesimine dokundu ve bunlardan çok daha azı harekete geçebildi.

Alman solu enternasyonal ve ahlaki bir çöküş içine girdi.

Eğer başkalarının ölüm-kalım mücadelesi kendisinin mücadelesi olarak hissedilmez, kafa yorma ve harekete geçme noktasında vurdum duymaz bir tutum içinde bulunulursa, işte bu an solun bir ahlaki çöküş yaşadığının göstergesidir. Ve eğer solun politikasını ve tutumunu artık suni tepkiler belirlemeye başlamışsa, işte o an solun yozlaşmasının kaçınılmaz olarak başladığı andır. Solun bu tutumu sonuçta TEPKİSİZLİK’ten başka bir şey değildir. Ölüm orucunun 200 gündür sürmesine rağmen ve 50’yi aşkın şehitten sonra her türlü gerekçe ve kendini aklama çabası, en iyimser bir ifadeyle SOĞUK-DUYGUSUZ olarak karakterize edilebilir.

+++

Alman solu enternasyonal ve ahlaki bir çöküş içine girdi.

Eğer başkalarının ölüm-kalım mücadelesi kendisinin mücadelesi olarak hissedilmez, kafa yorma ve harekete geçme noktasında vurdum duymaz bir tutum içinde bulunulursa, işte bu an solun bir ahlaki çöküş yaşadığının göstergesidir. Ve eğer solun politikasını ve tutumunu artık suni tepkiler belirlemeye başlamışsa, işte o an solun yozlaşmasının kaçınılmaz olarak başladığı andır.


[ document info ]
CopyLeft © Libertad! / Dokument zuletzt geändert am 11.03.2006 - 18:19
[HOCH]Artikel empfehlendrucken
Interessiert an mehr Infos von u. über Libertad! - Abonniere den elektronischen So oder So-Infodienst

CopyLeft © SoOderSo & Libertad!